HABER PORTALI
Haber, eğlence, video portalınız.

KİMİM BEN !!!

 

Narsisizm insan için yaşamını sürdürebilmesi açısından bir ölçüde gereklidir. Bazı durumlarda; kişinin narsisizmi toplum için, hatta kendi akıl sağlığı için makul oranlarda değilse; kişi akıl hastalıklarıyla karşılaşabilir. Önemli psikiyatrik rahatsızlıklar olan nevrozparanoya hatta psikozda narsisizm etkileri görülmektedir. Birincil narsisizmde bebek dış dünyanın ayrımına varmamışken; ikincil narsisizmde dış dünya gerçekliğini yitirmiştir.

Narsisizmin çok özel bir türü de; Roma sezarları, Mısır firavunları, diktatörler gibi çok güçlü kişilerde bulunan türüdür. Bu insanlar adeta nefes alıp yürüyen yeryüzü tanrıları gibidirler kendi gözlerinde. Yaşam ya da ölüm gibi önemli doğa olaylarına bile bir tek cümleyle karar verebilmekteydiler. En büyük korkuları güçlerini kaybetmeleri, ölüm, etraflarındaki herkesin kendilerine düşman olmasıydı. Güçlerinin ve şehvetlerinin bir sınırı yokmuş gibi davranmaya çalışırlar, sayısız insan öldürüp, sayısız şatolar kurarlardı. Varlıklarının kendilerinin de çözemediği sorununu insan değilmiş gibi çözmeye çalışsalar da aslında durumları düpedüz deliliktir. Dış dünya ‘ben’ olmadığı için, narsisist kişi dış dünyayı anlayamaz/algılayamaz ve bu durum kişide korku yaratır. Diktatör gitgide daha yıkıcı, daha yalnız ve korkak olur.

Narsisistik kişilik bozukluğu olan kişiler, başkalarının düşünce ya da isteklerine gereken ilgiyi gösteremeyen kişilerdir. Plan ve hedeflerine ulaşamadıklarında, gereken ilgiyi göremediklerinde aynı Narkissos gibi erirler, çökerler. Başkalarının hakkına saygı göstermeden ve gerçeklerle bağdaşmasa bile daima kendilerini haklı göstererek ve o hedefi, gerekli emeği vermeden bile haketmiş sayarak en önde, en gözde ve tek olmak isterler. Kendilerini başkalarının yerine koyamaz ve başkalarini anlayamazlar. Sanki her şey sadece kendileri için vardır ve ne olursa olsun her şeyin kendi amaçlarına hizmet etmesi gerekir. Başkalarının fikir ve hareketleri kendi amaçlarına hizmet ediyorsa vardır, aksi halde bu fikir ve hareketler tahammül edilemez düşüncelerdir. Gerçekle bağdaşmayan, başkalarinin zararına olup sadece kendi çıkarlarına uygun, kendi plan ve hedeflerine hitap eden maddi ve manevi kazanç sağlayabilecek plan ve hedeflerine ulaşamadıklarında öfkelerine hakim olamaz, saldırganlaşır, çöker, hatta ağır psikotik tablolara girerler.

Ahlak Felsefesi

Ahlak Felsefesinin Konusu

1.Felsefe Açısından Ahlak

Belli bir dönemde, belli insan toplumlarınca benimsenmiş olan, bireyler arası ilişkileri düzenleyen kuralların tümü ahlak adını alır. Ahlak konu olarak alan felsefe disiplinine ethik adı verilir Ethik ahlaki olayları genel olarak incelediği bu alanda ideal olanı ortaya koymak istediği için ahlaktan farklıdır Ahlak bir kişinin ya da toplumun ahlakını ethik genel olarak ahlak olgusunu ele alır.

  1. Ahlak Felsefesinin Temel Kavramları

İrade
Akıl 
ve doğal eğilimler ikilemi karşısında kalan insanın doğal eğilimlere karşı özgürce karar verme yetkisidir.

İyi
Yapılması istenilen şey.

Kötü
Yapılması istenmeyen şey.

Özgürlük
Baskı ve zorlama olmadan bir şeyi seçme gücü.

Sorumluluk
İyi yada kötüden birini yapmanın doğuracağı sonucu üstlenmedir. Özgürlük olamadan sorumluluk yüklenmez. Çocuklar ve akıl hastaları sorumlu tutulmaz.

Vicdan
İnsanın ahlaki değerler hakkında sahip olduğu bilinç.

Erdem
İradenin ahlaki iyiye sabit bir yönelme biçimidir. Cesaret, cömertlik, bilgelik gibi.

Ahlak Yasası
İnsan eylemlerini belirleyen herkes için geçerli olan kurallar.

Ahlaki karar
Yasaya özgürce uyma, karar alma.

Ahlaki eylem
Yasaya uygun hareketi yapma Eylemin dış yüzü davranış (yapma), iç yüzü (yapmama) tutumu gösterir

Ödev
Ahlak yasasına uygun eylemde bulunma.

Mutluluk
Ahlaki eylemin insana sağladığı ruh huzuru.

3.Ahlak Felsefesinin Temel Soruları

Ahlaki eylemin bir ereği var mıdır? Evrensel ahlak yasaları var mıdır? Toplumun belirlediği iyi-kötü gerçekten böyle midir? Ahlak yargısını öteki yargılardan ayıran özellikler var mıdır İnsan yaradılışı bakımından özgecimi bencil midir? Doğası ahlaklı olmaya uygun mu İnsan ahlakı eylemde özgür müdür? Bu konuda iki karşıt görüş vardır

Ahlak özgürlüğünü kabul eden düşünürler (İndeterministler)

Şu konuları ileri sürer

1)Psikolojik kanut İnsan eylemde bulunurken kendisini gözleyecek olsa yaptığı eylemi, isteyerek yaptığını hisseder
2)Sosyolojik kanıt İnsan bir toplum içinde yaşar Toplumun ondan yapmasını beklediği davranışlar onun özgür olduğu düşüncesine dayanır Seçim ve kararlarında özgür olmasaydı sorumlu tutulmazdı
3)Ahlak kanıtı İnsan özgür olmasaydı ona buyruklar vermesinin anlamı olmazdı
4)Hukuk kanıtı Ceza hukuku insanın yaptığı bir hareketin sorumluluğunu taşıdığı ilkesinden hareket eder Sorumluluk özgürlük olmadan olamaz

  1. Ahlak (Determinizm) alanında özgürlüğün değil, determinizmin olduğunu savunanların kanıtları şöyledir

1)Psikolojik kanıt Karar olayı karmaşık bir olaydır. Dış uyarmalar, duygular bilinçaltı gibi çeşitli unsurların etkisiyle ortaya çıkar İnsan karar verirken bunların farkında olmadığı için kendini özgürmüş gibi hisseder.

2)Sosyolojik kanıt Sosyal kurallar davranışları belirler insanı zorlar

3)Ahlak kanıtı Ahlak kuralları kararlarımızı belirler. Benimsetilen değer yargılarının etkisiyle davranışta bulunulur.

4)Hukuk kanıtı Hukuk kuralları da davranışları sınırlandırır Sorumluluk özgürmüş izlenimini verir oysa insanın eylemlerini belirleyen bir bilinçtir

C.Bu iki görüşü uzlaştıran görüşe otodeterminizm denir

Bunlar ahlaki eylemi ve iradeyi kişilik ürünü olarak görürler İnsan bilgi birikimini zenginleştirerek kişiliğini geliştirerek ve aklını kullanarak özgürleşmiştir Kişilikleri gelişmiş olanlar gelişmemiş olanlardan daha özgürdür

B.Ethik’in Problematiği Ve Yaklaşımlar

1.Kişi vicdanı karşısında evrensel ve ahlak yasasının olup olmadığı

A.Evrensel ahlak yasasının varlığını reddedenler

  1. Haz ahlakı (Hedonizm)
    Kurucusu Aristippos’tur. Haz veren şey iyi, acı veren şey kötüdür. Bu ikisinin dışında kalanlar önemsizdir. Yaşamın amacı en yüksek iyiye ulaşmaktır. En yüksek haz anlık en yoğun haz duygusudur.

Epikuros (İ.Ö. 341-270)
İnsanın tabi amacı hazzı yakalamaktır Maddi hazlar manevi hazlardan önce gelir Haz bir anlık acısızlıktır. Aç kalmamak, susamak üşümemek bunlar istenilir. Bu durumda olan, gelecekte de böyle olacağına inanan mutludur. Ona göre erdemli olmak ölçülü yaşamaktır En yüksek erdem bilgeliktir İnsan bilgisi sayesinde hazları ayırt edebilir.

2.Fayda Ahlakı
(Ütülitarist ahlak) : İyi faydalı olandır. İyi bireye sağladığı faydaya göre değişecektir. Evrensel bir ahlak söz konusu değildir, İngiliz düşünürler J.Bentham ve S.Mill savunucularıdır.

3.Bencillik (egoizm)
Ben sevgisinin” önde tutulduğu anlayıştır. Thomas Habbes’a göre hayvanlar gibi insanlarda iç güdüleriyle yönetilmektedir İnsanı yönlendiren iki içgüdü vardır. Kendini sevme, kendini koruma İnsan doğası gereği bencildir Ahlakta egemen olan çıkardır Mutlak iyi mutlak 
Adalet yoktur

4.Anarşizm
Toplum hayatı 
ile ilgili bir teoridir Toplumsal düzeni ve toplumsal değerleri reddeder kişisel iradeyi egemen kılmak ister

Proudhon
Toplumsal kurumları ve değer sistemleri ile devlet yıkılmalıdır Hiçbir şey ayırıp, seçilmemelidir. Bunlar arasında ahlakta vardır Çünkü ahlak insanları daha iyi yönetmek için uydurulmuş kurallardır A. Bakunin, M.Stirner de anarşizmin savunucularıdır

Fr.Nietzche
Bugüne kadarki değer sistemleri, ahlak anlayışları insanın zayıflığına dayanan köle ahlakları dır Sıradan kişilere ve korkaklara yarayan bu ahlaktan kurtulmalıdır Vicdan ahlakı yerine güç ahlakı konulmalıdır Yapılması gereken bütün ahlak anlayışlarını yıkmak; yerine kuvvete dayanan bir efendi ahlakı koymaktır Bunu güçlü iradenin temsili üstün insanlar başaracaktır Bu yaklaşım gücü en yüce iyi durumuna başaracaktır Bu yaklaşım gücü en yüce iyi durumuna getirmektedir

J.P.Sartre (1905-1980)
Varoluşçu (existentializm) felsefenin kurucularındandır. S. Kierkegard (1813-1855), M. Heidegger diğer önemli temsilcileridir. Sartre’a göre evrendeki her nesnenin bir “özü” bir de “varlığı” vardır. Öz sürekli nitelikler topluluğu, varlık (varoluş) dünyada etken olarak bulunmuş demektir.

Örnek
Ağaçlar, ağaçlar özüne uyarak 
Ağaç olurlar. Burada öz varoluştan önce gelir Ama insanda varoluş özden önce gelir İnsan önce vardır sonra şöyle yada böyle olur. Özünü kendi yaratır Gerçek olan benim sorunlarımdır Kötü düzenlenmiş adaletsiz kirli ve saçma bir dünyada yalnızlığım, güvensizliğim umutsuzluğuma duyduğum tiksinti ve bunaltı Kişinin kendini tamamını baskılardan kurtarmasını istiyor Bunun içinde bireyin toplumdan kopmasını devletin kişiyi yutmasına karşı çıkılmasını istiyor ve bireyselliği savunuyor Bu nedenle O’na göre genel bir ahlak yoktur Çünkü size yol gösterecek bir işaret yoktur Var olduğunu kabul etsek bile; onları yorumlayan, taşıdıkları anlamı seçen biziz Karar verirken tek başınadır insan Tüm sorumluluklar onundur. Bu insanın özgürlüğünü engeller

  1. Evrensel ahlak yasasının varlığını kabul edenler

1.Evrensel ahlak yasasını subjektif özelliklerin belirlediğini ileri sürenler:

Utilitarist (faydacı) ahlak
J. Bentham (1748-1832) ve Stuart Mill (1806-1873) ahlak yasasını öznel özelliklerin belirlediğini savunmuşlardır. Onlara göre insan doğası gereği hazza yönelir, acıdan kaçınır Mutluluğu arar Kendisi için yararlı olan iyidir. Ancak insan bir toplum içinde yaşıyor Diğer insanların eylemleri benim yararıma da olmalı, benim eylemlerimde başkalarının yararlarına olmalıdır Olabildiğince çok insanın, olabildiğince çok mutluluğu göz önünde tutulmalıdır Yalnız tek insan için değil, herkes için faydalı olan yasa olarak kabul edilmelidir.

Henri Bergson
Doğru bilgi gibi doğru eylemin ölçütü de sezgidir. İnsan sezgisi ile iyi ve kötüyü kavrayabilir. Bergson ahlakın sezgi ve zeka olmak üzere iki kaynağı olduğunu ileri sürer. Zekanın oluşturduğu ahlak “kapalı toplum ahlakı” dır. Bu ahlakta yasaklayıcı kurallar egemendir. Sezgi ahlakı ise; “sevgi ve özgürlüğün” egemen olduğu “açık toplum ahlakı” dır. Burada kurallar değil örnekler önemlidir.

2.Evrensel Ahlak Yasasını Objektif Özelliklerin Belirlediğini Kabul Edenler

Sokrates
Ahlaki eylemin amacı mutluluktur kaynağı ise bilgi dir Hiç kimse bilerek kötülük etmez. Kötülük bilgisizliktendir.” Bu durumda bilgili olma ile erdemli olmayı aynı şey olarak belirler. Erdemli olan birey aynı zamanda mutludur. Buna mutluluk ahlaki (Eudaimo-nizm) denir.

Platon
Platon’da idealar varlığın asıl formlarıdır. İdealar aleminde bir sıralama vardır, en üstte “iyi ideası” yer alır. Bir eylem iyi ideasına uygunsa iyi, değilse kötüdür. Her insan iyi ideasına yönelmeli ve eylemlerini iyi ideasına uydurmalıdır.

Farabi
İnsanın amacı hayır’a (iyi) ulaşmaktır. En yüksek iyi mutluluktur Mutluluk insanın bilim, felsefe ve sanatla uğraşmasıyla elde edilir. Akıl bir eylemin iyi yada kötü olduğuna karar verebilir. İnsan iradeside seçme gücüne sahiptir. Seçme akılla olur Varlığı ve evreni bilmek insanın kendisini bilmesini amaçlar ve insan kendisini bilme ile evreni ve varlığı bilebilir Buda en yüksek mutluluktur
Baruch Spinoza (1632-1677):Panteist bir filozoftur. (Panteizm evren ile tanrıyı bir tutan anlayıştır. Evren ve tanrı tek ve aynı varlıktır) O’na göre, insan tutkular ve düşünce ikilemi içinde yaşar Tutkular ruhun karışık ve bulanık yanını oluşturur Bunlar güçsüzlük, erdemsizlik ve yetkisizlik halleridir

Tutkular içinde insan bir köledir. Düşünce durumda ise özgürdür Özgürlük erdemdir Ahlakın ödevi düşünce ile tutkuları yenmektir Ahlaki hayat aklın tutkulara karşı savaşıdır İnsan özgürlüğe yalnız bilgi ile ulaşabilir Bilmek ise var olan olarak algıladığımız her şeyin Tanrının özünden doğduğunu bilmektir Yaratıcı doğa ile yaratılan doğa aynıdır Tanrıyı bilmek, düşünsel bir sevgiyle sevmek anlamındadır. Ahlak yasası bilgisini edindiği evrenin (tanrının) yasasıdır. Yasaya uygun olan iyi aykırı olan kötüdür.

 

Evet sizler için detaylı bir şekilde tek tek Kendine aşık olma, tapma  (Narsisizm ) ve ahlak konusunu detaylı  araştırıp bütün düşünür ve üstatları isimleri ile bir araya getirdim . Bence ahlak Allahtan korkmak , kuldan utanmak , edepli olmaktır . Edep kendini ve  yerini haddini bilmek  acizliğini Allah karşısında kabul edip teslim olmaktır . Bunu en güzel yapan ahlak temsili Peygamberimizi  okumak anlamak , dinlemek ve uygulamak günümüzde yapılması gereken en önemli şeydir Aşırı maddeye  makam ve statüye düşkün olan biz insanoğlu zaman ile bütün ahlaki değerlerimizi yitirdiğimiz için aklımızı kullanmaz olduk , evet akılsız değil var olanı köreltir olduk .Aklı Selim ve Kalbi Selim sıfatlarımızı kayıp ettik .  Aklın yerine nefs ve ego aldığı için , yapmacık gülüşler, göstermelik pozlar beğeni sayısına göre mutluluk taklitleri haline geldik .Yer yüzünün bir şükür  ve muhabbet yeri, Bizlerinde  yaratılış sebebinin Sevgi ve Aşkı yaşayıp sevgi ve aşkla sahip olduklarımızı olmayanlar ile paylaşmak olduğuna inanıyorum .

Günümüzün tartışma ve gerilimin başlangıç cümlesi, kral ve kuralların sahibi  nedir bilirmisiniz ?  BENCE evet evet bence kelimesidir . Tamamen Narsisizm düşüncesi özetidir , bence , sizce , o ca , şu ca bu , ca diye bir şey yoktur , ister sevelim ister sevemeyelim , ister kabul edip etmeyelim , benim dünyam benim kurallarım diye bir şeyde yoktur . ALLAH vardır ALLAH’ın dünyasıdır onun kurallarıdır. Onun Kuralları KURAN ‘da  açık seçik yazar bunun en güzel örneği Peygamberimiz MUHAMMED s.a.v efendimizdir ,  Durum bu kadar kısa ve özdür .

Günümüzde bir çok kendini sanatçı ve  aydın olarak gösteren büyüklerimizi görüyorum  ve maalesef hayretler içinde izliyorum , küfürler  o argo konuşmalar , hakaretler aman yarabbim bir toplumun kendisini örnek alacağını aklından  çıkaran yada bilerek toplumun ahlakı üzerinde pervasızca düşüncesizce davranmaları beni üzüyor , kavga ve şiddete , küfre hemen baş vurup doğru olan buymuş gibi gösteren kişilere karşı iyi ki Kuran var , Peygamberler var Mevlanalar Yunuslar var , Padişahlar ve  ne Cedler ne Atalar var ne Fatihler var ne Mustafa Kemaller  var ki tatlı dili ,ve  güzel ahlakı örnek alacağımız .

Bizim en büyük sorunumuz okumamak , okumadığı için anlamamak ,  okusa da anlamamak yada okusa anlasa da uygulamamak .

Şaman şaman gezelim bakalım elini ruha sokup tamir nasıl yapacak , bi yüzleşelim aynada bizdeki biz ile bi cesur olalım .

Adanmışlık duygumuz yok oluyor bu gerçeği kabul etmeliyiz önce ,  Allaha adanmışlık aşkı körükler  aşkın ateşi sönerse sevgi soğur,  sevginin soğuduğu kalp buz tutar kangren olur , kangren olmuş yer çürür kesilir atılır ve ölür .

Demek ki ruhu bir aşk ile yakmak gerek , ruh dirilince doğru yolu bulur ,en doğru yol sürekli başkalarını düşünüp , paylaşmak ve iyilik yapmaktır karşılık beklemeden bir tebessüm sebebi olmaktır , ahlak edep var oldukça sevgi ve aşkla beslenen ruh ve bedende bir arıza , bir aksama olmaz .

 

Uzun sözü kısası sevgili dostlarım değerli okurlarım , tiyatro yapmayı bırakalım  onu layığı ile yapan üstatlar var gidip izlemek bize düşen . Biz biz olalım  bu kadar yapmacık hallere gerek yok gücümüz karakterimizden gelmeli aksi halde maddesi gidenin karakteri demi gidiyor sorusu gelir akla. Bu kadar kasılmaya gerek yok  ve kasmanın da anlamı yok  hayatın tadını çıkarın , ilk gördüğünüz belediye parkına girin çıkarın çorapları bi ayağınız araba pedalından ve o bilmem kaç binlik ayakkabıdan çıkıp bedeli ölçülmeyen yaratanın toprağı ile tanışsın bi elektriğinizi atın , girin bir parka kimin ne dediğini düşünmeden salıncaklara binin , trafikte kenara çekin bakın etrafa yaşlı teyzenin elinden tutun , poşet taşıyın , hasta varsa alın doktora götürün , yol kenarından simit alıp tanımadığınız şu mendil satan çocuğa verin , hiç sebepsiz iyilik yapın , üstünüz kirlensin biraz  çamura bulaşın , çılgınlık yapın ne bileyim arabayı tamire götürünce o genç çırakla sizde girin altına iki laflayın , sokak kahvehanesinde sebepsiz çay ısmarlayın , tanımadığınız yaşlı amcanın elini öpün sebepsiz asansörde ya gülüp mutluluktan ağlar dua eder , yada huysuz ve ihtiyarsa aa deliye bak diye kızar sizde koşarsınız . Bana ulaşırsanız Daha sizlere uzun uzun neler yapabileceğinizden bahsederim ama bence sizin içinizdeki çocuğun hayal gücü eminim bendekinden daha kaçık ve cesurdur siz konuşmadığınız için küsmüş olabilir büyük ihtimalle . Ortada hasta yok şamana yada benzeri şeylere de gerek yok  sadece gülümsemenize , sebepsiz iyilik yapmanıza , okumanıza ve anlamanza gerek var yaşamanıza doya doya seve seve hep iyi düşüne düşüne , evet her şey kötü iken evet her şey zor iken inadına sevip iyi düşünmeye ihtiyacımız var , çünkü hepimiz iyi doğduk sevgi herkeste var kötülük tercih sebebidir unutmayın. Sevgi ve Aşk ile kalın  şimdi bi soralım bakalım Ben Kimim ? Ne yapıyorum kendime ve ne yapmalıyım kendimle ?

SAYGI VE SELAMLARIMLA.

 

Yorum bırakın