Yukarı Çık
KUZEY SİGORTA

İYİLİĞE GİDEN YOL DA SORUN ÇIKIYORSA YA AÇINI DEĞİŞTİR YA DA BAKIŞI

9 Ekim 2017 Pazartesi 21:51:03
502 kez okundu.

Merhaba  sevgili okurlarım uzun bir aradan sonra tekrar sizlerle buluşmanın verdiği mutluluk ile yeni  yazıma başlıyorum . Geçmişten bu güne kendi hayatımdan örnekler vererek sizlerle iyiliğe giden yolda buluşmaya çalışacağım. Yazımın içeriğin de Doğu insanı ,Kürtler ve hayatımızın akışına yönelik ufak bir yolculuğa çıkarmak istiyorum sizleri .

  Batıda doğmuş ,batı kültürü altında çoğunluğu batılı ve Avrupalı vizyonları olanların yönetimin de  yetişmiş Karadeniz  kadını olarak itiraf ediyorum ki o sert kara kaşları , kavga eder gibi yüksek sesle konuşmaları ve her örgütsel olay yada olgunun altında isimlerinin anılmaları yüzünden ben de doğu insanına ve kürtlere karşı bir ön yargı oluşmuştu çok sevdiğim söylenemezdi ta ki onlarla çalışmaya başlayana kadar  ,bunun için hepsinden özür diliyorum.  Samimi bir şekilde ciddi kurumsal bir marka kimliğinin alt yapısına bağlı yeni bir oluşumun içinde  omuz omuza eğitim alacağım hatta bana müdürlük yapmasını öğreteceğim bir Mardin’li ile yollarımız kesişince olaylar değişti . Doğudan gelmiş bu genç  Ahmet bey  2 yıllık üniversite eğitimini alıp akrabalarının isteği üzere ticarete atılmış ve eğitimini yarıda bırakmıştı. Birlikte çıkacağımız yolculuk bize çok şey katacağa benziyordu ,konuşması hareketleri tavırları derken yakından tanımaya fırsat bulduğum genç ile 1 ayı devirmiştik  en başarılısından eğitimleri bitirip ticarette üretmeye başlamıştık ,her geçen gün biraz daha fazla sohbet ediyor birlikte çalışırken daha yaklaşıyorduk, derken etnik kültürler ,yemekler ,aileler ,örf adetler hatta hayaller derken bir de baktım ki her şey aynı sadece ifadeler farklıydı .giderek çok sevdiğim Kürt çalışma arkadaşımla işimiz de bir çok başarıya imza atıyor ve kazandığımız başarılardan aldığımız keyifle giderek sıkı dostlar oluyorduk .Ailelerimiz tanışmaya başlamıştı artık iki kardeş gibi olmuştuk , evlerinin kapısını açıp beni baş köşede yemeğe davet ettikleri günü yediğim yemekleri , o anacığının babacığının hizmetini , hürmetini , saygılarını bana bir sultan gibi yaklaşımlarını asla unutamam. Tıpkı köyüm de  Karadeniz de  gibi huzurlu ve güvenli hissetmiştim. Dilimiz den başka farkımız yoktu , bu farklılık keyifli bile olmaya başlamıştı , bu genç adamla ticaretin içerisinde çalışıp işletmeye ödüller kazandırırken yarım bıraktığı okuluna dönerek o çok sevdiği inşaat mühendisliği bölümü okuması için onu ikna etmeyi artık kendime bir vazife olarak görüyordum, derken uzun yıllar geçti ve bu yılların içerisinde bizi  gençleri çocukları eğitime , kitaplara ,okullara kavuşturmak çocukların tebessüm kaynağı olmak için yaptığımız etkinlik ve sıkı çalışmalar  sıkı dost yapmış gönülden kadim bir dostluğa imza atmıştık. Yollarımıza uzun yıllar sonra ayrıldı ama birlikte  geçen yıllarımız da ben çok fazla sayısız Kürt tanımış arkadaş olmuş ticaret yapmıştım, bakış açım algım ve yaklaşımım tamamen değişmişti .

Bu Kısa anımı sizlerle paylaştıktan sonra bir teşekkür içeriği taşıyan yazımı yazmama vesile olan açıkcası   değerli bir ticaret insanı ile yaptığım söyleşi oldu. İyilik orkestrasının gürültüsü dikkatimi çeken doğulu Turizmci   Sayın Hüseyin Aslan dır. Kendisinin   Ticari ve eğitim  kimliği bir hayli uzun olup , medya tarafından oldukça bilinen bir isimdir,  benim için onu özel yapan kısmı aslen bir Mardin’li oluşu ve modern kimliği , vizyonu ile gösterdiği muazzam gelişimi ile onurlu duruşundan taviz vermeden  terörün yaralarını sarmak için verdiği mücadele ile binlerce çocuğu kitaplara kavuşturması, evsiz kalmış yaşlı ve kimsesiz insanlara sahip çıkılmasına öncülük etmesi gibi sayısız iyilik hareketinin öncüsü olmasıdır . Otel müdürü olarak meslek hayatını devam ettirirken çocukların ülke üzerindeki etkisini fark etmiş aydınlık yarınlara ancak ve ancak eğitimin ışığında varabileceğimizi idrak ederek bu uğurda güzellikler icra eden   Hüseyin beyi  öncelikle yürekten kutluyorum ve örnek olmasını diliyorum .

Geçmişten bu güne gelen yazım da birilerine çamur atıp eleştirmek yerine kendimi eleştirmeyi tercih ettim. Öğretilmiş , ayrımcı bakış açısı ve bu bakış açısında büyümüş çalışmaya başlamış ben,  insanları kaba konuşmaları , el vücut hareketleri ,şiveleri yada birilerinin söyledikleri yüzünden bir yerlere koymuş bir sınır çizmiştim bu ön  yargılarımı aşmama cesaret ettiren bıkmadan ölene kadar alacağım sayısız eğitim olmuştur.

     Bu gün bir çok sorunla karşılaşmamızın en büyük sebeplerinden  birini özümüzden  ve aslımızdan kopmak olarak görürken ,  batılı Avrupalı olacağız diye teknoloji ve sistemlerindeki gelişmeler yerine Atalarımız dan kalan kültürümüzü terk ederek samimiyetten uzaklaşmamız da buluyorum . Bu aşama da gerek 20 yıllık iş hayatımın içerisin de gerek özel ve sosyal çevrem de etnik kültürlerine bağlı olan Kürtler ve Kürt olan yada olmayan Doğu insanı ile Karadeniz insanının özel  hayatlarında çok daha mutlu olduğunu , yaptıkları işlerde daha başarılı olurken aynı zaman da güvenilir kimlikler taşıdığını da keşif etmiş bulunuyor ve gururla dile getiriyorum.

Onurlu  ve Mutlu insanlar hayata değer katmak çabasındadırlar  , başkalarının mutluluğunu ve onlara fayda sağlamayı kendilerine ilke edinmiş bu insanların doğu batı kuzey güney nerden olduğu hangi dili konuştuğu yada ne giydiği önemli değildir . Onların ortak amacı daha fazla eğitim için daha fazla ihtiyaç sahibi  çocuğa ulaşmak ,onları okula kazandırmak için ellerinden geleni yapmak , okutmak, okulu sevdirmek , okumayı sevdirmek,  kitabı sevdirmektir. Gelişimi ancak yenilenmekle sağlayacağını keşif etmiş olan bu onurlu iyilik koruyucuları ,koruyucu diyorum bir savaşçı yada asker değiliz çünkü doğruluk uğruna  sevginin büyümesini istediğimiz hiçbir barışı savaşarak kazanamayız ve uğrunda iyilik olmasını istediğimiz hiçbir yer yada ülke kötülük yaparak bütünleşmez.

     Kendimi bildim bileli eğitim ve gençlerin önemini vurgular bu uğurda her zaman faaliyet göstermek için mücadele ederim , bizler ülke olarak insanlığı üst makamlarda duyguları ve maneviyatı özel yaratılmış ruhlarız bunu her zaman savunacağım.

Gelelim en önemli  püf noktalarına , deliler gibi çalışıyoruz sevdiklerimizi ihmal etme pahasına , çocuklarımıza anne babamıza doymadan hatta  ölme pahasına çalışıyoruz , sonra ya hasta bir vücut ya da hasta bir ruhla  kapı kapı gezerek gurulara , efendim koçlara vb kişilere muhtaç olup  kapısın da yatıp kalkıp  Dünyanın parasını veriyoruz , tek ihtiyacımız olan sadece  özümüze geri dönmektir. Evet  uzay çağında yaşıyoruz  gelişeceğiz yenileneceğiz ama  aslımızı inkar etmeden etnik kültürlerimizden kopmadan ayrışmadan ayrılmadan yüz yıllar öncesin de olduğu gibi el ele omuz omuza tek amacımız   daha fazla iyilik yapmak daha fazla çocuğun gülücüklerinde yaşamak için yarışmak olsun .

 Yıllardır kendim ve gençlerin eğitimi için verdiğim mücadelem ölene kadar devam edecektir bana bu yolculukta arkadaşlık  eden , gerek hocalık yaparak gerek hayır organizasyonlarında benimle hareket eden , gerek üniversiteli öğrencilere burs veren çoğunluğu Doğulu Kürt olan , Karadeniz ,Ege ,Akdeniz bölgelerinden yolumun kesiştiği ve kesişeceği bütün gönlü güzel dostlarıma , büyüklerime sonsuz teşekkür ediyor  sizi bütün yüreğimle selamlıyorum hepinizi çok seviyorum , bir gün bir yerler de iyilikte yarışken omuzlarımızın,  yollarımızın,  hayatlarımızın  çarpışması dileğiyle hep beraber bir çocuğun gülüşün de , bir annenin duasın da buluşmak umuduyla Allah’a emanet olun   .

 

Saygılarımla .

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

sanalbasin.com üyesidir