Yukarı Çık
KUZEY SİGORTA

ERZURUM’A DAİR ‘’GARDAŞ HELE TEZELE’’

27 Ağustos 2017 Pazar 09:59:15
185 kez okundu.

Biz, marifetnameyle bir Akşamı yaprak, yaprak çevirip, Geceye ferman açtık.

 

Okuduk dudakla el arası, Tartıp her sözü bir bir, Sonra darasını düştük.. Ve biz ölümden çok Zulmü gördük.! (Arif Ay)

 
 
Erzurumlu olmak çok ayrıcalıklı ve farklı bir duygudur.. Erzurum Türkiye’nin varoluşunda, bütünleşmesinde, maneviyatında, insanlar arasında kurulan güçlü bütünlüğünde ve gelişmesinde başrol oynayan dadaşlar diyarıdır.
 
Erzurum, derin tarihi değerleri dışında bazı özellikleriyle de kesinlikle gezilmesi, görülmesi her yönüyle incelenmesi gereken müthiş bir zenginliktir..
 
Çifte Minareli Medrese, Aziziye Tabyası, dünyaca ünlü Palandöken dağı, içinde kendinizi masal dünyasında hissedeceğiniz meşhur Erzurum evleri, Nene Hatun anıtı görülmesi gereken yerlerin başında geliyor…
Adına Erzurum denilen yurdumun güzide şehrine yolunuz düşerse derin tarihini iyi inceleyiniz yüreği mert havası sert yiğit dadaşlar ile mutlaka hasbihal ediniz.
Soğuk iklimi sebebiyle sanayisi gelişmemiş bu şehre yolunuz düştüğünde Kadayıf dolması, Cağ kebabı, kesme çorbası, Civil peynirini mutlaka tatmanızı,
 
Cumhuriyet Caddesi diğer adıyla Mecburiyet caddesini mutlaka gezmenizi tavsiye ederim. Şehri Erzurum’da iklimden dolayı inşaat sezonu kısa sürer ve konut üretimi kısıtlı ama pahalıdır. Enginara, bezelyeye, börülceye hasret kalırsınız. Mevsimleri boyunca şehirde bunları satan yer genelde bulamazsınız.
Çay içmek burada bir seremonidir. Oturduğunuz yerde çay bardağınız boş kalmaz. Çay bardağı uzun süre boş kalmışsa Dadaşın uzaktan bir ses duyarsınız.
 
‘‘Gardaş Hele Tezele Yanıram’’. Limon ise olmazsa olmazdır. Çayın içinde. Kahveci limon konusunda kıtlık yaparsa bir daha gidilmez o kahvehaneye müşteriyi kaybetti demektir.
Çay kaşığı Dadaşa hakarettir. Kıtlama içilir çaylar.. Bir şeker atılır dil altına 3 çay içilir bir kıymık şekerle.. Bir, iki, üç, beş derken uzaktan bir ses daha duyarsınız Dadaş çaya doymuştur.
 
‘’Yeter Gardaş Cırıldım’’ İzmir'de çayı süzmeden çöpüyle vermek misafire hakaret iken, burada çöpsüz çay vermek saygısızlıktır.
 
Fabrika bacaları tütmez bu şehirde sanayi yoktur ve işsizlik had safhadadır.
Açılan çağrı merkezleri bir nebzede olsa işsiz diplomalı gençler için umut olsa da yeterli değildir.
Her şeye rağmen birine adres sorduğunuzda, zorla evine davet edip sana sofra kurar ya da kış günü arabanızla buza çamura saplandığınızda, hiç tanımadığınız ama yüreğinde o Anadolu insanını her daim yaşatan bir cevval abi çıkar karşınıza, sarılıp öpesiniz gelir.
Şehrin nüfusu yayıldığı yüz ölçüm ile ters orantılı, küçücük bir alana toplanmıştır.
Her şeyin el altında olduğu şehir merkezine yürüyerek gidip, her işinizi halledip yine evinize yürüyerek dönebilirsiniz. Bu yaşantıya yeni gelen öğrenciler ve atamayla gelen memurlar başlarda zulüm der ama bir süre sonra fikirler değişir. Etrafınızda çok sayıda buralara sonradan yerleşip yaşadıkça okulunu uzatan ya da görev süresini uzatıp aile yaşantısı ile mutlu olan insanlar tanırsınız.
Yaz gelecek sırtımız ısınacak dersiniz bir sabah uyandığınızda kardan gelinlik giymiş bembeyaz bir şehirle karşılaşırsınız. Şilin dediği gibi; ‘’Yine kar yağıyor, yine gelinliğini giyiyor Erzurum.. Rüzgâr dağıtıyor pervasızca bu beyaz mutluluğu.
Kimi zaman yıllardır dikilmekten yorgun düşmüş bir çamın tepesine,
Kimi zamansa hoşnutsuz gönüllere dokunduruyor o beyaz elini.
Yazdan sonra hiç hazan gelmiyor burası direk kışa teslim ediyor kendini.
Bir de gurbetlik var en derinde hissettiren.
İliklerine kadar hissediyor insan hasreti, özlemi, yalnızlığı...
Hiç başka bir şey doldurmuyor bu acımasız eksikliği.
Yorgun düşüyor bazen sığınacak bir liman aramaktan, mutsuzluktan.’’
Diktir başı Dadaşın Palandöken misali vakurlu duruşu..
Erzurum ülkenin sigortasıdır ..
Ama gariptir..
 
Bu şehirde hep söylenen bir söz vardır.
 
 
‘Sahipsiz memleket’’
Birileri gelir birileri gider bu şehirden gelenler heybelerini doldurur, gidenler sahipsiz şehirden göz yaşı ile gider..
Ekonomik sıkıntılar evlatlarına ekmek kapısı bulmak ağır kış şartlarının altında daha fazla ezilememek adına gidenler olur bu şehirden..
Birde küskünlüklerinden ve kırgınlıklarından ayrılanlar olur bu şehirden.
Bunların birçoğu şehir adına bir şeyler yapmak isterken kollarının kanalarının kırılmasına dayanamayıp zorda olsa Reyhani misali kırk senedir bekledikleri ekini, harmana dökmeden geri bakıp gözyaşları ile ayrılırlar bu şehirden.
 
Böyle bir hikayesi vardır bu Dadaşlar diyarının..
Yazılacak konuşulacak çok şey var bu şehir adına amma önü bayramdır.
Kırgınlıkları tamir etmek varken, yeni kırgınlıklar var etmek şahsiyetime dünya görüşüme yakışmadığı için bir kez daha susuyorum.
Susuyorum amma bu şehrin sahipsiz olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyoruz.
Bir bayramı ana, baba, dostlarla geçirmek için geldiğimi memleketimin kısa bir hikayesini paylaşırken sizlerle bayramınınız bayram olmasını Yüce MEVLADAN niyaz ediyorum..

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

sanalbasin.com üyesidir