Yukarı Çık
KUZEY SİGORTA

TANZİMAT’TAN GÜNÜMÜZE MİZAHİ BASIN

23 Mayıs 2017 Salı 17:27:20
439 kez okundu.

Bu yazımızda aslında mizah basınını günümüze taşıyan, daha doğrusu taşımaya çalışan mizah unsurlarının tarihsel süreçlerini ele alarak hangi evreler görüp geçirdiğini anımsayacağız.

 

Tanzimat Dönemi

 Karikatür, mizahın en önemli unsuru olarak Tanzimat döneminde çıkarak, Tanzimat fermanı ilan edildikten sonra dinler arası eşitlik sağlandı ve Osmanlı da karikatürle ilgili ilk eserleri ortaya koymaya başladı. İlk olarak Osmanlı Ermenileri öncülük etmiştir. İlk Türk karikatürcü, 1874 yılında yayına başlayan ‘Letaif-i Asar’ın künyesinde adı ‘musavviri’ olarak geçmekte olan Ali Fuad Bey’dir. Osmanlıda bağımsız olarak yayınlanan ilk mizah gazetesi Teodor Kasap’ın 1870’te çıkardığı “Diyojen”dir. Bu yıllarda padişaha ancak karikatür yoluyla karşı çıkılan bir araç olan mizah hem halkın hem de muhalefetin sesi konumundaydı.

 

İstibdat Dönemi

Karikatür Osmanlı toplumunda büyük bir etkiye sahipken, 13 Şubat 1878’de tahta çıkan II. Abdülhamid tarafından karikatüre olan hoşgörü ortamı tamamen ortadan kaldırılmıştır.

 Abdülhamid’in baskı yasalarıyla yasakladığı karikatürcüler Jön Türkler’le Avrupa’da sürgün hayatı yaşamaya mahkûm edilmiştir.

Sürgünde olan muhalif karikatürcüler, buralarda Abdülhamid aleyhine çıkan onlarca gazete ve dergide aktif olarak görev almışlardır. Bu yayınların en önemlileri Dolap (Falkestone, 1900), Hayal (Londra, 1895), Beberuhi (Cenevre, 1898), Pinti (Kahire, 1889) ve Tokmak (Cenevre, 1901) dergileridir.

 

 II. Meşrutiyet Dönemi

23 Temmuz 1908’de İstibdat Dönemi sona erer ve 1876 Kanuni Esasi’sinin yeniden yürürlüğe girmesiyle birlikte, Osmanlı’da karikatür de en büyük atılımını yapılarak; bu dönemde sansür kaldırılıp, basın özgürlüğü ilan edilmiştir. Yüzlerce dergi ve gazetenin yayın hakkı bir gün içinde alınmıştır. Anlatılara göre, bu dönemde gazete ve dergi basımı artarak, mevcut matbaalar bunları basmaya yetmeyip, gümrükler sürekli olarak yeni ısmarlanan makinalarla dolup taşmaktadır. Gazete sahipleri normal beyaz kağıt bulamayınca ambalajcılara koşmakta, ellerine ne geçirirlerse ona, ambalaj kağıtlarına, el ilanlarına veya uçurtma yapmaya yarayan sarılı yeşilli, allı morlu kağıtlara baskı yapmaktadırlar. Abdülhamid 31 Mart 1909’ da tahttan indirilince mizah yayıncılığı ve karikatür ile basın ve ifade özgürlüğü arasındaki yakın ilişkiyi belirgin bir biçimde ortaya koymaktadır.

 

Cumhuriyet Dönemi Türk Karikatürü ve İfade Özgürlüğü

 

 İlk dönem ‘Durgunluk Dönemi’

İlanı ile birlikte başlayan yeni dönemde, Karikatürün gazetelere yerleşmesi, ilk çizgi romanın yapılması, karikatür albümlerinin basılması, karikatür sergilerinin açılması, ilk çizgi film denemeleri, İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar süren bu dönemde gerçekleşmiştir. Bu dönemin en önemli ve en özgün karakteri Cemal Nadir’in çıkardığı ‘Amcabey’ Dergisi ve yarattığı Dalkavuk, Ak ile Kara, Salamon gibi tiplerle, yazılı karikatürün öncüsü olarak karikatürde ‘50 Kuşağı’ diye adlandırılan kuşağın ustalığını yapmıştır. Cumhuriyet dönemi mizahı, Marko Paşa olayına kadar, uzun süren bir durgunluk dönemine tekabül etmektedir.

 

 

İlk Muhalif Hareket: Marko Paşa

 Aziz Nesin, Mim Uykusuz, Rıfat Ilgaz ve Sabahattin Ali’nin kurduğu ve 1945-1950 yılları arasında çıkan Marko Paşa, sosyalist bir kimliğe sahiptir. Dergi mizahın ve karikatürün, ifade özgürlüğünün bir aracı olarak siyasi iktidara karşı toplumun verdiği mücadelede önemli bir mevzi olmasının, Türkiye tarihindeki belki de en önemli örneğidir. Dergi sık sık kapatılır ve baskılar nedeniyle sürekli isim değiştirir ve Türkiye’de siyasal iktidara karşı ilk gerçek muhalefeti temsil ederken, halkın sorunlarıyla alakadar olmayan karikatürcülerden de adeta hesap sormaktadır. Özellikle tek parti iktidarlarının ‘parti diktası’na dönüştüğü dönemlerde, Türkiye’de mizahın ve karikatürün tarihi, baskının ve ifade özgürlüğünün ortadan kaldırılmasının tarihi haline dönüşmektedir.

 

Gırgır Dergisi Olayı

Gırgır Dergisi, 26 Ağustos 1972’de yayın hayatına başlamıştır. Gerek çizgiye getirdiği yenilikler gerekse dönemin iktidarlarına karşı bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjiyle verdikleri mücadele ve kararlı, muhalif duruşları ile ‘Gırgır Ekolü’ karikatür tarihimize damgasını vurmuştur. Oğuz Aral önderliğinde, muhalif çizerlerle yola çıkan Gırgır Dergisi, özellikle genç kuşaklar tarafından ciddi bir biçimde sahiplenilmiştir. Gırgır’ın temsil ettiği kültüre kısaca ‘halk kültürü’ diyebiliriz. Ancak kimi eleştirilere göre bu kültür, geleneğinden beslenen ve tertemiz kalmış, yıllara direnmiş bir kültürden çok, halkın beğenisini istismar eden bir kültür olarak ortaya çıkmaktadır.

1970’li yılların ikinci yarısında çok defa Gırgır Dergisi ile davalık olan dönemin başbakanlarından Süleyman Demirel’in, söz konusu dönemde dergiye açtığı davalardan birisini kazanmasının akabinde söylediği söylediği şu sözler, sözünü ettiğimiz durumu çok net bir biçimde açıklamaktadır: “Mizah bir yumruktur, kime ineceği belli olmaz.”

 

 Karikatür İle Siyasi İktidar İlişkisi

Bir yanda Devlet örgütü içinde kristalize olmuş iktidar, öte yanda ‘sosyal grup’ olarak da adlandırılabilecek toplum içerisindeki bireylerin, bu iktidarın topluluktaki geçerli hukuk düşüncesine aykırı düşmesi halinde güvencesini oluşturan hak ve özgürlükler bulunmaktadır.

Osmanlı dönemiyle birlikte karikatürün toplumumuzda bir sanat dalı ve kitlelere ulaşmanın bir vasıtası olarak ortaya çıktığından beri, karikatürcüler üzerindeki siyasal baskı da yoğunlaşmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki tek parti iktidarında da, çok partili rejime geçişle iktidara gelen ancak despotik bir yöntem belirleyerek ülkeyi adeta ‘tek parti diktası’ ile yöneten DP döneminde de, 27 Mayıs ve 12 Mart sonrası dönemlerde de karikatürcüler ve mizah dergileri üzerindeki baskı hep sürmüştür.

 

12 Eylül Sonrası ve 1990’lı yıllarda Karikatür

2000’li yıllarda da, önceki yılların aksine değişen pek bir şey olmamış, birçok çizer ve mizah dergisi, yayınladıkları karikatürler yüzünden davalar ve cezalarla karşı karşıya gelmiştir.Dergiler keyfi olarak sudan sebeplerden dolayı kapatılmıştır.12 Eylül’ün yarattığı politik suskunluk sonucu, koşullar ve darbenin yarattığı siyasi hava elverdiğince, gündelik yaşam kültürü üzerine yoğunlaşmışlardır.

 

12 Eylül’den sonra bir süre suskun kalan mizah dergileri, Özal dönemiyle birlikte tekrar gün yüzüne çıkmışlar, özellikle 1980 öncesinde olduğu gibi yine Gırgır Dergisi ve onunla beraber 1980 sonrası yayın hayatına başlayan Limon, Fırt gibi dergiler, Başbakan Özal’a yönelik sert eleştirilerde bulunmaya başlamıştır. 1980’lerin ortasından itibaren yeniden programlanan Türkiye’de, sosyal hayat medya tarafından şekillendirilmekte, giderek içi boşaltılan gazeteler, dergiler ve ülkenin hayatına tepeden giren televizyon, sıradan insanların gündemini belirlemekte neredeyse tek etken haline gelmektedir. Kısacası, tramva dönemini yavaş yavaş atlatmakta olan Türkiye, medyanın toplum hayatının derinine nüfuz eden etkisiyle hızla dönüşmektedir.

 

Leman Dergisi Olayı

 Özellikle 90’lı yılların ortasında Leman Dergisi, diğer mizah dergilerinin çok önüne geçmiştir. Gırgır Dergisi’nden farklı olarak, Leman çizerleri bir yandan toplumun tabularını ve kalıplarını zorlarken, bir yandan da toplumsal bilinç düzeyinin yükselmesine hizmet etmeye çalışmaktadırlar.

 Leman Dergisi böyle bir ortamda yeşermiş ve özellikle bahsettiğimiz tahakküme teslim olmak istemeyen genç kuşaklar tarafından sahiplenilmiş, bir nevi siyasal bir adres gibi görülmüştü. Öyle ki, o dönem birçoklarınca ‘Leman Solu’ diye bir şey dahi dillendirilmeye başlanmıştı. 2000’li yıllara gelindiğinde Leman da yavaş yavaş etkisini kaybedecek ve bu derginin yerini, yine bu dergi bünyesinden çıkan karikatürcü ve mizahçılar tarafından kurulan Penguen, Uykusuz gibi dergiler alacaktır.

 

 Siyasi İktidarın Mizahla Savaşında Hukuk

Otoritenin toplumla olan çekişmesinde, toplumun dertlerini aktaran, bunlara çözüm arayan, çoğu kez bunlar için iktidara hesap soran mizah ile siyasi iktidarların savaşında en önemli araç ise hukuk olmuştur. Açılan davalara bakıldığında, önceki dönemlerde ceza yaptırımlarının ön plana çıktığı, karikatürcülerin siyasi iktidarı eleştiren karikatürleri nedeniyle ağır para cezaları ve aylarca süren hapis cezaları aldığı görülmektedir. Son yıllarda cezai takip ve ceza yaptırımı yöntemlerine başvurma yoğunluğunun azaldığı dikkat çekmektedir. Bu dönemde daha çok özel hukuk, ekseriyetle de manevi tazminat yaptırımlarına gidilmektedir. Özellikle siyasi iktidara ve siyasetçilere yönelik eleştirilerde, kendilerine hakaret edildiği iddiasıyla özel hukuka özgü dava yolu ve bu bağlamda manevi tazminat talepleri sıkça başvurulan ve çoğu kez de uygulanan yöntemler olmuştur.

Son olarak; görüldüğü üzere Tanzimat’tan günümüze mizah dergileri ve yayıncıları binbir meşakkatle karşılaşıp günümüze kadar gelmişlerdir. Aslında günümüzde yaşanan olayların bunların aksi olduğunu da söyleyemeyiz. Henüz birçok gazete ve dergi kapatılma korkusuyla yüz yüze gelip kimi zaman ufak cezalarla yırtsada gidişat belli. Bir gün tarafı olduğumuz herhangi bir gazetede kapatılabilir ki çoğu zaman hükümetin çıkarlarına uymadığı için kapatılmıştır. Geçen dönemlere oranla günümüzde basın biraz daha rahatlamış durumda demeyi çok isterdim fakat her dönem aynı terane yani basın hep susturuluyor. Alışılagelmiş bu durumu ne kadar yadırgasakta elimizden gelen ne? Sanki darbe döneminde olan baskı normal dönemde yokmuş gibi! Ne basın nede mizah uzun soluklu olarak yayın yapıp hiçbir baskıya maruz kalmadı diyemeyiz. Eskiden beri basın yayını eline geçiren güç, güçlü sayılır ve geçiremeyince de baskı yoluyla kendi rejimini aktarmaya zorlar aksi durumda birçok işyeri dergi yahut gazete kapatılır.

Bir yandan haklı görünen mizahçılar aslında aşırıya kaçmasalar o kadar büyük sorunlarla karşılaşılmayacaklardır. Bazen bu gerek dışı aşırıya kaçan yermeler, iğrenç ve tutarsız benzetmeler sayesinde bir kaos ortamıdır sürükleniyoruz. Sonrasında yüze çarpıcı durumlar ise yerli olarak kaçınılmaz oluyor. Mizah bu gibi işlere kafa yorması ve bir propaganda aracı olarak kullanılmak yerine daha doğru adımlarla yürümeyi bilse daha nezih olacak. Bu yargılarım bütün mizah ve mizahçılar için değil tabii hakkını verenlerde var elbette. Her basında olduğu gibi mizah basınının politikasında da etkili olan bir taraf vardır. Bu taraflar doğrultusunda hareket edilir…

 

Kaynak; =>Türkiye’de Mizah Dergileri Kültürel Hegemonya Ve Muhalefet: Sertaç Timur DEMİR

 

 =>Türkiye’de Siyasi İktidarın Mizahla İmtihanı İfade Özgürlüğü Ve Karikatür: Gürkan Özocak (TBB Dergisi 2011)

=>Siyasal Söylemin ve İdeolojilerin Gazete Karikatürlerinde Yeniden Üretimi (Örnek Olay 1982 ve 2010 Anayasa Referandum Süreci) Fatma NİSAN Doktora Tezi

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

sanalbasin.com üyesidir